Ön hazırlık
Tetkikler, ilaçlar ve beklentiler gözden geçirilir; yöntem ve tarih belirlenir.
- Endoskopi
- İlaçlar
- Tarih
Makat Hastalıkları
Makatta kanama, yanma, şişlik ya da akıntı gibi şikâyetlerin ardındaki hastalıklar ve tedavi seçenekleri.
Safra Kesesi Hastalıkları
Sağ üst karın ağrısı ve sindirim şikâyetlerinde safra kesesi ile safra yollarının hastalıkları.
Ben, Yağ Bezesi ve Kist
Ciltte ve cilt altında fark ettiğiniz ben, yağ bezesi ve kistlerin cerrahi olarak alınması.
Kıl Dönmesi
Kuyruk sokumunda tekrar eden akıntı, ağrı ve apse şikâyetlerinde değerlendirme ve cerrahi tedavi.
Fıtık Cerrahisi
Kasık, göbek, ameliyat izi ve mide bölgesindeki fıtıkların muayenesi ve ameliyat seçenekleri.
Acil Cerrahi
Hızlı karar gerektiren karın ağrılarında acil cerrahi değerlendirme; apandisit bu gruptadır.
Acil cerrahi
Mide fıtığı (hiatal herni), midenin bir kısmının diyaframdaki yemek borusu açıklığından göğüs boşluğuna kaymasıdır; dışarıdan görünmez. Yanma, ekşime, yutma güçlüğü ve yemek sonrası dolgunluk yapabilir ya da belirti vermeyebilir. Tanıyı endoskopi ve görüntüleme koyar; tedavi yaşam tarzı, ilaç ve gerekirse laparoskopik onarımdır. Ani şiddetli ağrı ve kusamama acildir.
Yazan: Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu · Genel cerrahi uzmanı · Güncelleme:

Mide fıtığında ilk adım muayene ve tetkiklerdir. Şikâyetiniz, kullandığınız ilaçlar ve daha önce yapılmış endoskopi ya da filmler değerlendirilir; gerekirse endoskopi, baryumlu film, manometri ve asit ölçümü istenir ya da yönlendirilirsiniz. Fıtığın türü ve şikâyetin şiddeti netleştikten sonra yaşam tarzı, ilaç ya da cerrahi onarım seçeneklerinden size uygun olanı birlikte belirleriz; tarih, hastane ve beklentiler aynı görüşmede konuşulur.
Birkaç soruya yanıt verin; şikâyetinizin hangi durumla uyumlu olabileceğini, sayfanın hangi bölümünün sizi ilgilendirdiğini ve muayenede neye bakılacağını görün. Araç bilgilendirme amaçlıdır, tanı koymaz.


Mide fıtığı nedir?
Midenin bir kısmının diyaframdaki yemek borusu açıklığından göğüs boşluğuna kaymasıdır.
Mide fıtığı, tıp dilinde hiatal herni denen durumdur. Göğüs ve karın boşluğu birbirinden diyafram adı verilen geniş bir kas tabakasıyla ayrılır. Yemek borusu boynun altından inip karna ulaşırken diyaframı, hiatus denen dar bir açıklıktan geçer. Bu açıklığın çevresini diyafram kasının iki kol gibi uzanan kısımları, yani diyafram krusu sarar ve yemek borusunu yerinde tutan bir halka gibi çalışır. Zamanla ya da karın içi basıncın etkisiyle bu halka gevşeyip genişlediğinde, midenin bir kısmı yemek borusuyla birlikte ya da yanından göğüs boşluğuna doğru kayar. Bu duruma halk arasında mide fıtığı denir.
Kasık ya da göbek fıtığında şişlik deride görülür ve elle hissedilir. Mide fıtığında ise kayan doku göğüs boşluğunun içinde kaldığı için dışarıdan hiçbir şey görünmez ve elle yoklanarak anlaşılmaz. Bu yüzden insanlar yıllarca şikâyetini mide yanması ya da hazımsızlık sanabilir. Mide fıtığı, karın duvarı fıtıklarının bir benzeri sayılsa da belirtileri, tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri farklıdır; genel fıtık cerrahisi bilgisi için sayfasına bakabilirsiniz.
Olağan yapıda, yemek borusunun mideye açıldığı nokta olan GE bileşke (gastroözofageal bileşke) diyaframın altında, karın içinde yer alır. Yemek borusu ile midenin üst kubbesi olan fundus arasında keskin bir açı bulunur; buna His açısı denir ve bir kapak gibi çalışarak mide içeriğinin yukarı kaçmasını engeller. Çizimde soldaki olağan yapı panelinde bileşke diyaframın altındadır ve His açısı dardır. Bu düzen bozulduğunda, yani bileşke ya da fundus göğse çıktığında, reflü bariyeri zayıflar.
Kayan fıtık (tip I) en sık görülen türdür. Bu türde GE bileşke ve midenin üst kısmı diyaframın üstüne kayar; adını, yemek yerken, yatarken ya da ıkınırken göğse çıkıp bazen yerine dönebilmesinden alır. Çizimde ortadaki panelde bileşke diyaframın üstünde görülür ve hiatus genişlemiştir. Kayan fıtıkların çoğu küçüktür ve belirti vermeyebilir; ancak His açısı genişlediği için reflü ile birlikte görülme eğilimi vardır. Kayan fıtığın varlığı tek başına ameliyat nedeni değildir.
Paraözofageal fıtık (tip II) daha seyrek görülür ancak daha dikkatli izlenir. Burada bileşke yerinde, karın içinde kalır; fakat midenin fundus bölümü yemek borusunun yanından hiatustan göğse yuvarlanır. Bu fıtıkta reflü çoğu zaman belirgin olmaz; buna karşılık fıtığın sıkışma ve mide dönmesi (volvulus) gibi acil sorunlara yol açma riski vardır. Hem bileşkenin kaydığı hem de fundusun yanından çıktığı karma görünüm tip III, mide dışındaki organların (kalın bağırsak, dalak gibi) da göğse çıktığı tablo ise tip IV olarak adlandırılır. Hangi türün söz konusu olduğunu endoskopi ve görüntüleme belirler.
Aynı durum için hiatus hernisi ya da yemek borusu aralığı fıtığı gibi adlar da kullanılır; halk arasında diyafram fıtığı da denir, ancak tıpta bu terim daha geniştir ve doğuştan ya da yaralanmaya bağlı diyafram defektlerini de kapsar. Kayan fıtık ise hiatal herninin en sık görülen türüdür. Ameliyatın adı ise genellikle hiatal herni onarımı ya da hiatoplastidir; çoğu zaman buna bir fundoplikasyon (mide üst kısmının yemek borusu çevresine sarılması) eklenir. Hekimin hizmetleri arasında hiatal herni onarımı yer alır; yöntem seçimi her hastada muayene ve tetkiklerden sonra yapılır.
Özetle: Mide fıtığı (hiatal herni), midenin bir kısmının diyaframdaki hiatus açıklığından göğüs boşluğuna kaymasıdır. Kayan fıtık (tip I) en sık, paraözofageal fıtık (tip II) daha seyrek ama sıkışma riski nedeniyle daha dikkat isteyen türdür. Dışarıdan görünmez; endoskopi ve görüntülemeyle anlaşılır.
| Tür | Ne olur | Bilinmesi gereken |
|---|---|---|
| Kayan fıtık (tip I) | GE bileşke ve midenin üst kısmı diyaframın üstüne kayar. | En sık türdür; çoğu zaman belirtisizdir, reflü ile birlikte görülebilir. |
| Paraözofageal fıtık (tip II) | Bileşke yerinde kalır, fundus yemek borusunun yanından göğse çıkar. | Seyrek görülür; sıkışma ve mide dönmesi riski nedeniyle ayrı değerlendirilir. |
| Karma fıtık (tip III) | Hem bileşke kaymış hem de fundus yanından çıkmıştır. | Genellikle geniş bir hiatusla birliktedir; onarım planı genişliğe göre yapılır. |
| Mide dışı organ içeren fıtık (tip IV) | Mide ile birlikte kalın bağırsak, dalak gibi başka organlar da göğse çıkar. | Büyük defektlerde görülür; ayrıntılı görüntüleme ve dikkatli planlama gerekir. |

Mide fıtığı nasıl anlaşılır?
Göğüste ve üst karında yanma, ekşime, yemek sonrası dolgunluk ve yutma güçlüğü en sık belirtilerdir.
Mide fıtığı olan kişilerin önemli bir kısmında hiçbir belirti bulunmaz; fıtık başka bir nedenle yapılan endoskopi ya da akciğer filmi sırasında tesadüfen fark edilir. Belirti veren fıtıklarda en sık yakınma, göğüs kemiğinin arkasında ve üst karında hissedilen yanma, ağıza ya da boğaza doğru gelen ekşi su ya da yemek parçası hissi (regürjitasyon) ve sık geğirmedir. Şikâyet çoğunlukla yemekten sonra, öne eğilince ya da yatınca artar. Bu belirtiler fıtığa özgü değildir; reflüde de aynı yakınmalar görülür ve çoğu zaman ikisi birlikte bulunur.
Fıtık büyüdükçe belirti tablosu değişir. Yemek sonrası göğüste ya da üst karında dolgunluk ve baskı, erken doyma, yemeğin göğüste takılıyormuş gibi hissedilmesi (yutma güçlüğü) ve yemek yedikten sonra nefes darlığı gelişebilir; çünkü göğse çıkan mide akciğere ve kalbe doğru baskı yapar. Kronik öksürük, boğaz temizleme ihtiyacı, ses kısıklığı ve geceleri nefes darlığıyla uyanma, asidin yutak ve soluk yoluna ulaştığını düşündüren belirtilerdir. Bazı kişilerde diş minesinde aşınma da görülür.
Mide fıtığının bir başka sessiz belirtisi kansızlıktır. Göğse çıkan mide diyafram halkasında sıkışıp sürtündüğünde bu bölgede yüzeysel yaralar oluşabilir ve yavaş yavaş kan kaybı olur. Nedeni bulunamayan demir eksikliği kansızlığında, özellikle yutma şikâyeti ya da reflü de varsa, mide fıtığı da akla gelmelidir. Hıçkırık da bazı kişilerde fıtık ile ilişkilendirilir: diyaframı uyaran sinirin (frenik sinir) tahrişi hıçkırığı tetikleyebilir. Ancak sürekli hıçkırığın başka nedenleri de çok olduğu için bu belirti tek başına fıtık anlamına gelmez.
Göğüste ya da üst karında hissedilen ağrı mide fıtığına bağlı olabileceği gibi kalp krizinin de ilk belirtisi olabilir. Yeni başlayan, eforla artan, sol kola ya da çeneye yayılan ya da terleme ve nefes darlığı eşlik eden göğüs ağrısında sorunun fıtık olduğunu varsaymayın; önce kalp hastalığı dışlanmalıdır. Bu nedenle ilk kez ortaya çıkan göğüs ağrısında en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Muayene sırasında neye bakıldığını aşağıdaki süreç adımlarında bulabilirsiniz.
Muayene adım adım ilerler; her adımın gerekip gerekmediğine hekim karar verir. Tanı ve tedavi yöntemi muayene ve tetkiklerle kesinleşir.
Özetle, mide yanması ve ekşime her zaman fıtık demek değildir; fıtığı olan her kişi de şikâyet yaşamaz. Belirtiler uzun sürüyorsa, ilaçla yeterince düzelmiyorsa, yutma güçlüğü ya da kansızlık eşlik ediyorsa ya da gece öksürüğü ve nefes darlığı varsa muayene olmak gerekir. Muayenenin amacı yalnızca fıtığı göstermek değil, şikâyeti yapan asıl mekanizmayı bulmaktır.
Özetle: Mide fıtığı belirti vermeyebilir; belirti verdiğinde yanma, ekşime, geğirme, yutma güçlüğü, yemek sonrası dolgunluk, kronik öksürük ve kansızlık görülebilir. Fıtık dışarıdan görünmez; kesin tanı endoskopi ve görüntülemeyle konur. Yeni göğüs ağrısında önce kalp hastalığı dışlanmalıdır.

Mide fıtığı neden olur?
Hiatusun yaşla gevşemesi ve karın içi basıncın uzun süre artması fıtığın başlıca nedenleridir.
Mide fıtığı genellikle tek bir nedene bağlanamaz; hiatus çevresindeki dokunun zayıflığı ile karın içinden göğse doğru uygulanan basıncın birleşmesiyle ortaya çıkar. Yaş en önemli etkendir: yemek borusunu diyaframa bağlayan ve hiatusu çevreleyen bağ dokusu yaşla gevşer, diyafram krusu incelir ve açıklık yavaş yavaş genişler. Bu nedenle mide fıtığı orta yaş ve sonrasında daha sık saptanır. Kimi kişilerde hiatus doğuştan geniştir ya da yemek borusu kısa kalmıştır; bu kişilerde fıtık daha genç yaşta görülebilir.
Karın içi basıncı artıran her durum, midenin göğse doğru itilmesine katkıda bulunur. Fazla kilo, özellikle karın çevresinde biriken yağ, karın içi basıncı sürekli yüksek tutar ve mide fıtığı ile reflü arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Gebelik de geçici olarak basıncı artırır; birçok kadında yanma gebelikte başlar ve doğumdan sonra azalır. Uzun süreli öksürük (sigara, astım ya da akciğer hastalığı nedeniyle), kronik kabızlık ve her tuvalette ıkınma, ağır kaldırma gibi tekrarlayan zorlanmalar da hiatusu zorlar.
Sigara hem öksürüğü hem de alt yemek borusu büzücüsünün gevşemesini artırarak şikâyeti kötüleştirir. Daha önce karın üst bölgesine yapılmış ameliyatlar, hiatus çevresindeki yapıları değiştirebilir; bazı mide ameliyatlarından sonra fıtık ya da reflü ortaya çıkabilir ya da mevcut olan kötüleşebilir. Göğüs ya da karın bölgesine gelen ciddi darbeler nadiren diyaframda yırtık oluşturur; bu durum yaşa bağlı mide fıtığından farklı değerlendirilir. Kısa yemek borusuna yol açan uzun süreli reflü hasarı da bileşkenin yukarı çekilmesine neden olabilir.
Mide fıtığının varlığı ile belirti şiddeti arasında her zaman bir bağ yoktur. Küçük bir fıtığı olan biri çok rahatsız olabilir, büyük bir fıtığı olan başka biri yıllarca farkında olmayabilir. Yaşam tarzı da belirtileri etkiler: çok yağlı ve baharatlı yemekler, büyük porsiyonlar, çikolata, kahve, gazlı ve asitli içecekler, alkol ve yemekten hemen sonra yatmak reflü atağını tetikler. Bu etkenler fıtığın kendisini oluşturmaz ama yakınmayı artırır, bu yüzden tedavinin ilk basamağında ele alınır.
Fıtık oluşmasında genetik yatkınlık ve bağ dokusu hastalıkları gibi etkenlerin payı da düşünülmektedir; ancak bunlar kişiden kişiye değişir ve muayenede tek tek aranmaz. Neden ne olursa olsun, diyaframdaki açıklığın kendiliğinden daralmadığını bilmek önemlidir. Kilo vermek, sigarayı bırakmak ve öksürük ya da kabızlığı tedavi etmek şikâyeti hafifletir ve fıtığın büyümesini yavaşlatabilir; ama genişlemiş hiatusu eski haline döndürmez.
Özetle: Mide fıtığı; yaşla hiatusun gevşemesi, fazla kilo, gebelik, kronik öksürük, kabızlık, ağır kaldırma, sigara ve bazı karın üstü ameliyatları gibi etkenlerin birleşiminden oluşur. Yaşam tarzı belirtileri etkiler ama genişlemiş hiatusu kendi başına kapatmaz.
Özetle: Mide fıtığının tanısı muayene ile şüphelenilip endoskopi, baryumlu film ve gerektiğinde tomografi, manometri ve asit ölçümüyle konur. Genel cerrahi ve gastroenteroloji birlikte çalışır; ameliyat düşünülen hastada tetkikler yöntem seçimini yönlendirir.
Mide fıtığı ilk bakışta fark edilen bir hastalık değildir; tanısı büyük oranda tetkiklere dayanır. Hekim şikâyetinizi dinledikten sonra yanma, ekşime, yutma güçlüğü ve kansızlık gibi ipuçlarına göre hangi tetkikin gerektiğine karar verir. Başvuru için genel cerrahi ve gastroenteroloji bölümleri uygundur; endoskopi çoğu zaman bu iki dalın ortak çalışmasıyla yapılır. Fıtığı büyük olan, ameliyat düşünülen ya da paraözofageal fıtık şüphesi taşıyan hastalar için genel cerrahi uzmanıyla görüşmek planı netleştirir.
Üst sindirim sistemi endoskopisi (gastroskopi), tanıda en önemli tetkiktir. İnce, esnek, uçunda kamera bulunan bir tüp ağızdan yemek borusuna ve mideye ilerletilir. Yemek borusunun mideye açıldığı GE bileşkenin diyaframa göre nerede olduğu, hiatusun genişliği, fundusun göğse çıkıp çıkmadığı doğrudan izlenir. Aynı işlemde yemek borusunda iltihap (özofajit), yara, darlık ya da Barrett özofagusu denen hücre değişikliği olup olmadığına bakılır ve gerekli görülen bölgelerden küçük doku örnekleri (biyopsi) alınır.
Baryumlu yemek borusu-mide grafisi, içilen kontrast madde sayesinde fıtığın büyüklüğünü ve yemek borusu ile midenin diyaframa göre konumunu gösterir. Özellikle büyük ve paraözofageal fıtıklarda anatomiyi anlamak ve ameliyat planı yapmak için yararlıdır. Karın ve göğüs tomografisi, çok büyük fıtıklarda içindeki organları ve komşu yapılarla ilişkiyi göstermek ya da başka bir hastalığı dışlamak için istenebilir. Bu tetkiklerin hepsi her hastaya yapılmaz; hekim şikâyete ve bulguya göre seçer.
Cerrahi düşünülen hastalarda yemek borusu manometrisi ve 24 saatlik asit ölçümü (pH-impedans) gündeme gelir. Manometri, yemek borusu kasının ve alt yemek borusu büzücüsünün ne kadar iyi çalıştığını ölçer; yutma güçlüğü bir sargı ameliyatı sonrasında artabileceği için bu bilgi yöntem seçimini etkiler. Asit ölçümü ise yakınmanın gerçekten asit kaçışından kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve ne sıklıkta olduğunu gösterir. İlaca yanıt vermeyen ya da belirtileri tipik olmayan hastalarda bu ölçümler kararı destekler.
Mide fıtığı elle belli olur mu sorusunun yanıtı hayırdır; karın muayenesinde fıtık hissedilmez, bu yüzden tanı için tetkik gerekir. Kalp hastalığı şüphesi olan göğüs ağrısında ise EKG ve kalp muayenesi öncelik taşır. Şikâyetinizi ilk kez doktora anlatıyorsanız, daha önce yapılmış endoskopi, film, kan tahlili ve kullandığınız ilaç listesini yanınızda getirin; gereksiz tekrar tetkiklerden kaçınılır ve değerlendirme hızlanır.
Özetle: Mide fıtığı reflüyü kolaylaştırır: bileşke göğse çıkınca alt yemek borusu büzücüsü diyafram krusundan ayrılır ve His açısı genişler, bariyer zayıflar. Reflü fıtık olmadan da olabilir; bu yüzden tedavi planı önce nedeni araştırır.
Mide fıtığı ile reflü sık birlikte görülür ama aynı şey değildir. Reflü (gastroözofageal reflü hastalığı), mide asidinin ve içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Mide fıtığı ise midenin anatomik olarak göğse kaymasıdır. Fıtık reflüyü kolaylaştırır; fakat fıtığı olmayan pek çok kişide de reflü vardır, fıtığı olan bazı kişilerde de reflü görülmez. Aralarındaki ilişkiyi anlamak için mide ile yemek borusu arasındaki doğal bariyeri bilmek gerekir.
Bu bariyer tek bir yapıdan oluşmaz; üç parça birlikte çalışır. Birincisi alt yemek borusu büzücüsüdür: yemek borusunun alt ucundaki halka şeklindeki kas, yutkunurken gevşer, geri kalan zamanlarda sıkı kalarak mideden yukarı kaçışı kapatır. İkincisi diyafram krusudur: diyaframın kasları hiatusu çevreler ve nefes alırken büzücüye dışarıdan ek bir sıkıştırma sağlar. Üçüncüsü ise yukarıda anlatılan His açısıdır; yemek borusunun mideye eğik girmesi kapak benzeri bir etki yapar. Çizimdeki "bariyer yerinde" panelinde üçü de aynı hizadadır ve birlikte geri kaçışı önler.
Mide fıtığında bu düzen bozulur. Bileşke göğse çıkınca büzücü krustan ayrılır, diyaframın desteğini kaybeder ve His açısı genişleyip açılır. Böylece bariyerin üç parçası da zayıflar; yemek borusuna asit geri kaçar ve yanma, ekşime başlar. Sağdaki "mide fıtığında reflü" panelinde büzücü yukarıda kalır, krustan ayrılır ve asit yemek borusuna doğru yükselir. Üstelik göğüsteki fıtık kesesi asidi barındıran bir cep gibi çalışır; yutkunma sırasında bu cepten asit boşalır ve yakınma uzar.
Reflünün her zaman fıtığa bağlı olmadığını da bilmek gerekir. Alt yemek borusu büzücüsünün zayıf olması, midenin geç boşalması, fazla kilo, gebelik, sigara ve bazı ilaçlar fıtık olmadan da reflü yapabilir. Bu nedenle tedavi planında önce reflüyü yapan etkenler araştırılır. Fıtık varsa ve ilaçla düzelmeyen reflüye eşlik ediyorsa, onarım ve sargı ameliyatı bariyeri yeniden kurmayı amaçlar. Şikâyeti fıtığa bağlamak için endoskopi ve gerekirse asit ölçümü kullanılır.
Uzun süren kontrolsüz reflü yemek borusunda iltihap, yara ve zamanla darlık yapabilir; bazı kişilerde yemek borusunun alt ucundaki hücrelerin yapısı değişir (Barrett özofagusu). Bu nedenle yıllardır ilaç kullanan ya da ilacı bıraktığında şikâyeti hemen geri dönen kişilerin bir kez endoskopi ile değerlendirilmesi önerilir. Belirtilerin ilaç kullanımına rağmen süren yutma güçlüğü, kilo kaybı ya da kansızlıkla birlikte olması, reflüyü basit bir hazımsızlık olarak görmemek gerektiğini gösterir.
Özetle: Mide fıtığı kendiliğinden kapanmaz; ancak her fıtık ameliyat gerektirmez. Belirtisiz fıtıkta izlem, reflüde yaşam tarzı ve ilaç, ilaca yanıtsızlıkta ve büyük ya da paraözofageal fıtıkta cerrahi onarım düşünülür. İlaç asidi azaltır, fıtığı kapatmaz.
Mide fıtığı kendiliğinden kapanmaz. Diyaframdaki genişlemiş açıklık, ilaçla ya da egzersizle eski haline dönmez; zamanla aynı kalabilir ya da yavaş yavaş büyüyebilir. Bu, her fıtığın tedavi edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Belirtisiz küçük kayan fıtıklarda çoğu zaman yalnızca bilgilendirme ve izlem yeterlidir. Tedavi, fıtığın kendisini değil şikâyeti ve riskleri hedefler: yanma, regürjitasyon, yutma güçlüğü, kansızlık ya da sıkışma ihtimali varsa tedavi planı yapılır.
Tedavinin ilk basamağı yaşam tarzı düzenlemesidir. Fazla kilonun verilmesi, karın içi basıncı ve reflüyü belirgin biçimde azaltır. Yemekler küçük porsiyonlara bölünür, son öğün yatmadan birkaç saat önce yenir, yemekten hemen sonra uzanılmaz. Yatak başının yükseltilmesi gece şikâyetlerini hafifletir. Kişiye göre kahve, çikolata, alkol, gazlı ve asitli içecekler, çok yağlı ve baharatlı yemekler yakınmayı artırıyorsa azaltılır; sigara bırakılır. Dar kemer ve sıkı kıyafetler karın üstünü sıkıştırarak şikâyeti artırabilir.
İlaç tedavisi asit üretimini azaltarak yakınmayı gidermeyi amaçlar. Proton pompası inhibitörleri en güçlü asit baskılayıcılardır; H2 reseptör blokerleri ve antasitler daha hafif ya da kısa süreli çözüm sağlar. Bu ilaçları kullanma süresi ve dozu hekim belirler; uzun süreli ve bilinçsiz kullanım önerilmez. İlaçlar asit etkisini azaltır ama fıtığı ve gevşemiş bariyeri düzeltmez; bu nedenle ilaç bırakıldığında şikâyetin geri dönmesi sık görülür. Regürjitasyon (ağıza yemek ya da su gelmesi) ilaçla yeterince kontrol edilemeyebilir; bu durum cerrahi değerlendirmeyi öne çıkarır.
Tedavi edilmeyen reflülü fıtığın uzun vadeli riskleri vardır: yemek borusunda iltihap ve yara, darlık, Barrett özofagusu ve yavaş kan kaybıyla gelişen kansızlık. Büyük fıtıkta ise yemek sonrası nefes darlığı ve yemek geçişinde zorluk yaşam kalitesini düşürür. Paraözofageal fıtıkta asıl risk ise mide dönmesi ve sıkışmadır; bu tür belirti veren fıtıkların uzun süre ilaçla beklenmesi uygun görülmez. Hekim fıtığın türüne göre izlemin güvenli olup olmadığını size anlatır.
Mide fıtığı için ne yapmak gerektiği sorusunun kısa yanıtı şudur: önce tanıyı kesinleştirmek, sonra şikâyet ve fıtık türüne göre basamaklı ilerlemek. Küçük, belirtisiz fıtıkta izlem; reflülü kayan fıtıkta yaşam tarzı ve ilaç; ilaca rağmen süren şikâyette, büyük ya da paraözofageal fıtıkta, komplikasyon gelişmişse cerrahi onarım düşünülür. Bu kararı vermek için fıtığın boyutu, eşlik eden hastalıklar, yaşınız ve beklentileriniz birlikte değerlendirilir; kararda acele edilmez.
Özetle: İlaca yanıtsız reflü, regürjitasyon, yemek borusunda süren hasar, kansızlık, büyük fıtığa bağlı nefes darlığı ve belirti veren paraözofageal fıtıkta cerrahi onarım düşünülür. Belirtisiz küçük fıtıkta izlem uygundur. Karar tetkiklere dayanır ve hekim-hasta birlikte verilir.
Mide fıtığı ameliyatı, fıtığın varlığına değil taşıdığı soruna bakılarak planlanır. Uzun yıllar boyunca ilaçla kontrol edilebilen hafif reflülü kayan fıtıkta cerrahi genellikle gündeme gelmez. Cerrahi onarım şu durumlarda düşünülür: yüksek doz ilaca rağmen süren yanma ve ekşime, ilacın yan etkisi ya da ilaç bağımlılığı yaşamak istememe, ilaçla kontrol edilemeyen regürjitasyon, yemek borusunda süren iltihap ve yara, nedeni başka türlü açıklanamayan kansızlık, büyük fıtığa bağlı yemek sonrası nefes darlığı ve yutma güçlüğü, ve belirti veren paraözofageal fıtık.
İlaçla kontrol edilebilen ama yaşam boyu ilaç kullanmak istemeyen genç ve orta yaşlı hastalar için de ameliyat konuşulabilir; ancak bu karar tetkiklere dayanmalıdır. Ameliyattan fayda görme olasılığı, reflünün gerçekten asit kaçışından kaynaklandığının gösterilmesine, ilaca verilen yanıta ve yemek borusu kasının çalışmasına bağlıdır. Bu yüzden endoskopi, gerektiğinde manometri ve asit ölçümü olmadan sargı ameliyatı planlanmaz. Tetkikler yapılmadan verilen karar, beklenmedik şikâyetlerin kalmasına yol açabilir.
Paraözofageal fıtık için ölçüt biraz farklıdır. Bu fıtıkta amaç şikâyeti gidermenin yanı sıra sıkışma ve mide dönmesini önlemektir. Belirti veren paraözofageal fıtıkta cerrahi onarım genel olarak önerilir. Hiç belirti vermeyen küçük paraözofageal fıtıkta ise yaş ve yandaş hastalıklar da düşünülerek izlem tercih edilebilir; bu bir hekim-hasta kararıdır ve fıtığın yıllar içinde nasıl davrandığına göre yeniden değerlendirilir. Uluslararası kılavuzlar bu konuda bireysel değerlendirmeyi vurgular.
Ameliyat öncesi hazırlık sonucu doğrudan etkiler. Kilo vermek karın içi basıncı azaltarak onarımın dayanıklılığını artırır; sigara bırakılması akciğer ve doku iyileşmesi açısından yararlıdır; kronik öksürük ve kabızlık tedavi edilmelidir. Kan şekeri, kalp ve akciğer durumu anestezi uzmanıyla birlikte gözden geçirilir. Kan sulandırıcı ilaçlar kullanılıyorsa ne zaman bırakılacağı önceden planlanır. Obezite cerrahisi (mide küçültme) düşünen hastalarda fıtık ve reflü durumu bu karardan önce mutlaka değerlendirilmelidir.
Ameliyatı ertelemenin riski, fıtığın türüne göre değişir. Reflülü kayan fıtıkta bekleme çoğunlukla yaşam kalitesinin düşmesi ve ilaç gereksinimi anlamına gelir; yemek borusu hasarı yoksa acele yoktur. Büyük ve belirti veren fıtıkta bekleme, yaşla birlikte genel durumun zayıflaması ve olası acil ameliyat riski demektir; çünkü acil olarak yapılan onarım planlı olandan daha zor ve riskli olur. Bu yüzden belirti veren büyük fıtık varsa planlı ameliyat zamanı hekimle birlikte konuşulmalıdır.
Özetle: Paraözofageal fıtıkta mide sıkışıp dönebilir. Ani şiddetli göğüs ya da üst karın ağrısı, kusmak isteyip kusamama, yutamama, kanlı kusma ya da nefes darlığı acil işarettir. Göğüs ağrısında kalp hastalığı da dışlanmalıdır; beklemeden en yakın acil servise başvurun.
Mide fıtıklarının büyük çoğunluğu acil durum yaratmaz; ancak paraözofageal fıtık istisnadır. Bu fıtıkta midenin fundus bölümü yemek borusunun yanından göğse çıkar ve hiatus dar kaldığında orada sıkışabilir. Sıkışan mide kendi ekseni etrafında dönebilir (volvulus), girişi ve çıkışı tıkanır, kan akımı bozulabilir ve mide duvarı zarar görebilir. Bu durum nadirdir ama hayatı tehdit edebilir; bu yüzden belirti veren paraözofageal fıtıkta onarım genel olarak önerilir.
Akut tablonun klasik belirtileri birden başlayan şiddetli göğüs ya da üst karın ağrısı, kusmak isteyip kusamama ve mideye sonda yerleştirilememesidir. Hasta çoğu zaman tükürüğünü bile yutamayabilir. Yemek sonrası aniden başlayan şiddetli ağrı, ardından gelen bulantı ve kusma girişimlerinin sonuçsuz kalması bu tabloyu düşündürür. Nefes darlığı, çarpıntı, kanlı kusma ya da siyah dışkı da acil işaretlerdir. Ağrı, sıkışan midenin kanlanmasının bozulduğuna işaret edebilir; bu nedenle beklemek doğru değildir.
Göğüs ağrısı her zaman mide kaynaklı değildir; kalp krizi benzer ağrıya yol açabilir. Sol kola ya da çeneye yayılan ağrı, terleme, soluk alıp verme güçlüğü ve baygınlık hissi varsa acil servise başvurmadan önce nedenini kendiniz tahmin etmeye çalışmayın. Acil serviste önce kalp hastalığı ve diğer yaşamsal tehditler değerlendirilir, ardından görüntüleme (çoğunlukla tomografi) ile fıtığın sıkışıp sıkışmadığı araştırılır. Evde ağrı kesiciyle ya da antasitle beklemek, yardım almayı geciktirir.
Acil serviste tedavi, tablonun ağırlığına göre belirlenir. Hasta stabilse ve sıkışma kısmi ise damar yolu açılır, sıvı verilir, mideye sonda yerleştirilerek gazın ve içeriğin boşaltılması denenir. Midenin kan akımı bozulduysa ya da boşaltma sağlanamazsa acil ameliyat gerekir. Acil ameliyatta mide göğüsten karına indirilir, canlılığı değerlendirilir ve hiatus onarılır; mide duvarı bozulmuşsa o kısım çıkarılabilir. Planlı onarımın ana nedeni, bu acil ameliyatların daha yüksek riskini önlemektir.
Acil işaret saymanız gereken durumlar şunlardır: aniden başlayan ve geçmeyen şiddetli göğüs ya da üst karın ağrısı, yemek ya da tükürük yutamama, kusmak isteyip kusamama, kanlı kusma, siyah dışkı, bayılma ya da nefes darlığı. Böyle bir tabloda 112'yi arayın ya da en yakın acil servise gidin; mide fıtığı öykünüzü ve kullandığınız ilaçları söyleyin. Hafif yanma ve ekşime ise acil değildir; sıradan muayeneyle değerlendirilir.
Özetle: Mide fıtığı ameliyatı çoğunlukla kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılır: mide ve yemek borusu karına indirilir, diyafram krusu dikişle daraltılır ve gerektiğinde fundoplikasyon ile reflü bariyeri yeniden kurulur. Sargı biçimi (tam ya da kısmi) ve yama kararı hastaya göre belirlenir.
Mide fıtığı ameliyatının adı genellikle hiatal herni onarımıdır. Cerrahın amacı üç şeydir: göğse çıkan mideyi ve yemek borusunu karın içine geri indirmek, genişlemiş hiatusu daraltmak ve reflü bariyerini yeniden kurmak. Ameliyat bugün çoğunlukla kapalı (laparoskopik) yöntemle, karına yerleştirilen küçük deliklerden yapılır. Karın içi gazla şişirilir, kamera ve ince aletlerle çalışılır; büyük kesi gerekmez. Bazı hastalarda, örneğin çok geniş fıtıklarda, çok sayıda önceki ameliyatta ya da kapalı yöntemin güvenli yürütülemediği durumlarda açık ameliyat gerekebilir.
Ameliyatın ilk bölümünde fıtık kesesi, yani göğse çıkmış periton kılıfı çevre dokulardan dikkatle ayrılır ve mide ile yemek borusu karna indirilir. Yemek borusunun karın içinde yeterli uzunlukta kalması çok önemlidir; kısa kalırsa onarım gerilim altında kalır ve fıtık tekrar edebilir. Sonra diyafram krusunun iki kolu yemek borusunun arkasında ve gerekirse önünde dikişlerle birbirine yaklaştırılır. Çizimdeki krus dikişleri, genişlemiş hiatusu daraltarak yemek borusunun ve midenin göğse tekrar kaymasını önlemek için konulur.
Büyük hiatus defektlerinde dikişin dayanıklılığını artırmak için yama (mesh) kullanılıp kullanılmayacağı tartışmalı bir konudur. Yama, dikişle kapatılmakta zorlanılan geniş açıklıklarda güçlendirme sağlayabilir; ama yemek borusuna sürtünme, yapışma ya da aşınma gibi nadir sorunlar da taşır. Bu nedenle uluslararası kılavuzlar yama kullanımı konusunda kesin bir tek yöntem önermez; karar fıtığın genişliğine, dokunun kalitesine ve cerrahın deneyimine göre verilir. Bazı yaşlı ya da yüksek riskli hastalarda midenin karın duvarına tutturulması (gastropeksi) ek bir güvence olarak seçilebilir.
Fundoplikasyon, reflü bariyerini yeniden oluşturan bölümdür. Midenin üst kısmı olan fundus, yemek borusunun alt ucunun çevresine sarılır ve dikilir; böylece alt yemek borusu büzücüsüne dışarıdan ek bir kapak etkisi kazandırılır. En bilinen yöntem Nissen fundoplikasyondur: fundus yemek borusunu tam çevre olarak (360 derece) sarar. Sağdaki çizimde, onarım sonrası bileşkenin karın içinde kaldığı, krus dikişlerinin hiatusu daralttığı ve fundus sargısının yemek borusunun alt ucunu sardığı görülür. Sol panelde ise onarım öncesi kayan fıtık gösterilmiştir.
Sargının biçimi tek bir kalıba bağlı değildir. Tam sargı en güçlü reflü kontrolünü sağlar ama yutma güçlüğü, gaz şişkinliği ve geğirememe gibi yan etkileri daha olasıdır. Yemek borusunun kasılma gücü zayıf olan hastalarda tam sargı yerine yarım sargı (arkadan ya da önden kısmi sargı) tercih edilebilir; bu yöntemlerde reflü kontrolü biraz daha az, yan etkiler ise genellikle daha azdır. Hangi sargının uygun olduğu manometri sonucuna, fıtığın büyüklüğüne ve şikâyetin türüne göre kararlaştırılır. Paraözofageal fıtık onarımında sargının eklenip eklenmeyeceği de fıtığa ve hastaya göre belirlenir; temel amaç fıtığı onarmaktır.
Hekimin hizmetleri arasında hiatal herni onarımı bulunmaktadır; kullanılan teknik, sargı türü ve yama kararı hastaya göre belirlenir. Yöntemin ayrıntıları muayenede, tetkik sonuçlarınız elinizdeyken konuşulur. Bir yöntemin başka hastada uygulanmış olması, sizin için de en uygunu olduğu anlamına gelmez; bu yüzden internette okuduğunuz teknik adları hekimle konuşarak netleştirmenizi öneririz.
Özetle: Hazırlık tetkiklerle başlar, ameliyat genel anestezi altında yapılır, erken yürüme ve kademeli beslenmeyle iyileşme başlar. Taburculukta yara bakımı, beslenme, kısıtlamalar ve acil işaretler yazılı olarak verilir; sonra kontrol muayenesi yapılır.
Ameliyata hazırlık muayeneyle başlar. Endoskopi, gerekirse baryumlu film, manometri ve asit ölçümü sonuçları gözden geçirilir; kan tahlilleri, akciğer filmi ve gerektiğinde kalp değerlendirmesi yapılır. Kullandığınız ilaçlar, özellikle kan sulandırıcılar ve şeker ilaçları için ameliyat öncesi plan yazılı olarak verilir. Ameliyat öncesinde hastaneye genellikle ameliyat günü sabahı ya da bir gün önce yatış yapılır; açlık süresi ve ilaçlara ilişkin talimatlar önceden anlatılır.
Ameliyat genel anestezi altında yapılır; anestezi uzmanı ameliyat boyunca sürekli izlem yapar. Kapalı yöntemde karına birkaç küçük delik açılır, mide ve yemek borusu serbestlenir, krus dikişleri konur ve gerekirse fundoplikasyon uygulanır. Ameliyatın süresi fıtığın büyüklüğüne ve eklenen işlemlere göre değişir; geniş fıtıklarda uzun sürebilir. Bu süre boyunca yakınlarınız hastanede bekler ve ameliyat bitince bilgilendirilir.
Uyanma odasından sonra hasta odasına geçilir. Ağrı kesici, bulantıyı önleyen ilaç ve damar yoluyla sıvı verilir. İlk saatlerden itibaren yatakta hareket ve derin nefes egzersizleri önerilir; erken yürüme akciğer ve bağırsak işlevini korur, pıhtı riskini azaltır. Çoğu hasta kısa süreli bir hastanede kalışla taburcu edilir; ayrıntılı kalış süresi ameliyatın türüne ve iyileşmeye göre değişir. Dren konulduysa hekimin kararıyla çekilir.
Beslenme kademeli olarak yeniden başlar. İlk gün sıvılar, sonra püre ve yumuşak gıdalar verilir; katı gıdalara geçiş hekimin verdiği yazılı programa göre yapılır. Taburculukta yara bakımı, kullanılacak ilaçlar, ağır kaldırma kısıtı, kontrol tarihi ve acil durumda başvurulacak işaretler yazılı olarak verilir. Kontrol muayenesinde yara yeri, yutma ve reflü yakınmaları değerlendirilir; gerektiğinde yutma ve reflü açısından tetkik tekrar edilir.
Tetkikler, ilaçlar ve beklentiler gözden geçirilir; yöntem ve tarih belirlenir.
Hastaneye gelinir; açlık süresi, onam ve sorular konuşulur, antibiyotik verilir.
Genel anestezi altında ameliyat boyunca sürekli izlem yapılır.
Mide karına indirilir, krus dikişleri konur ve gerekirse fundus yemek borusunun çevresine sarılır.
Erken yürüme ve kademeli beslenme başlar; kalış süresi ve kontrol yazılı talimatla anlatılır.

Mide fıtığı ameliyatı sonrası nelere dikkat edilir?
Kademeli beslenme, küçük porsiyonlar, yavaş yemek ve ağır kaldırma kısıtı iyileşmeyi korur.
Ameliyat sonrası ilk haftalar iyileşmenin en kritik dönemidir; çünkü yeni kurulan onarım ve sargı henüz yerine oturmamıştır. Beslenme kademeli olarak yeniden başlar: önce sıvılar, ardından püre ve yumuşak gıdalar, daha sonra normal kıvamlı yiyecekler. Küçük porsiyonlarla, yavaş ve iyi çiğneyerek yemek, onarıma gelen yükü azaltır. Gazlı içecekler, çok sıcak ya da çok soğuk yiyecekler ve kuru, sert gıdalar (kuru ekmek, kıyma dolgulu iri lokmalar gibi) ilk haftalarda yutma güçlüğünü artırabileceği için önerilmez.
İlk dönemde yutma güçlüğü sık görülür ve çoğu zaman geçicidir. Ameliyat bölgesindeki ödem, yemek borusunun alt ucunu daraltır ve yemek takılır gibi hissedilir. Bu şikâyet genellikle haftalar içinde azalır. Beslenmeyi küçük lokmalara bölmek ve sıvıyla desteklemek yardımcıdır. Şikâyet giderek artıyorsa, hiç sıvı bile geçmiyorsa ya da kusma başlıyorsa kontrole beklemeden başvurmanız gerekir. Yutma güçlüğünün sürmesi durumunda hekim bazı hastalarda endoskopik bir işlemle yemek borusunu genişletmeyi düşünebilir.
Sargı yapılan hastalarda gaz şişkinliği, erken doyma ve geğirmede güçlük beklenen sonuçlardır. Fundoplikasyon, mideden yukarı doğru gaz çıkışını azaltır; bu nedenle ilk aylarda karında şişkinlik ve gaz hissi artabilir. Yavaş yemek, konuşarak yememek, sakız çiğnememek, pipetle içmemek ve gazlı içecekleri bırakmak hava yutmayı azaltır. Bulantı olduğunda kusmaya zorlanmamalıdır; kusma çabası onarıma gerilim yapar, bu yüzden bulantı önleyici ilaç gerekiyorsa mutlaka hekim bilgilendirilmelidir.
Ağır kaldırma ve zorlanma kısıtlaması onarımı korumak için uygulanır. Kısıtlama süresi yönteme, fıtığın büyüklüğüne ve iyileşmeye göre hekim tarafından belirlenir; bu süre boyunca ağır kaldırmaktan, ıkınmaktan ve karın kaslarını zorlayan hareketlerden kaçınılır. Kabızlık ıkınmaya yol açacağı için lifli beslenme, yeterli sıvı ve gerekirse hekimin önereceği yumuşatıcı kullanılır. Öksürük ve hapşırma sırasında karnı yastıkla desteklemek rahatlatır. Hafif yürüyüş ise erken dönemde teşvik edilir.
Yara bakımı için pansuman ve duş talimatına uyulur; kızarıklık, akıntı, ateş, giderek artan karın ağrısı ya da nefes darlığı olursa başvurulmalıdır. Kontrol muayenesinde yutma, reflü yakınması ve yara yeri değerlendirilir; bazı hastalarda ilaç kademeli olarak azaltılır ya da bırakılır. Her hastada ilacın tamamen bırakılabileceği söylenemez; bazı kişilerde ameliyata rağmen zaman zaman yanma kalabilir. Ameliyat sonrası yaşam tarzı alışkanlıkları (kilo kontrolü, sigaradan uzak durma, küçük porsiyonlar) onarımın uzun süre korunmasına yardım eder.
Özetle: Ameliyat sonrası beslenme kademeli olarak ilerler; küçük porsiyonlar ve yavaş yemek önerilir. Geçici yutma güçlüğü, gaz ve geğirememe beklenebilir. Ağır kaldırma, ıkınma ve kusmaya zorlanma kısıtlıdır; kısıtlama süresini hekim belirler. Giderek artan yutma güçlüğü ve kusmada kontrole başvurun.
Özetle: Genel ameliyat riskleri yanında yutma güçlüğü, gaz şişkinliği, geğirememe, sargı gevşemesi ve nüks bu ameliyata özgü başlıca konulardır. Nüks özellikle büyük ve paraözofageal fıtıkta gündeme gelir. Riskler muayenede kişiye özel anlatılır; sigara ve kilo kontrolü riski azaltır.
Her ameliyatta olduğu gibi mide fıtığı onarımında da anestezi, kanama, enfeksiyon, pıhtı ve yara iyileşmesiyle ilgili genel riskler bulunur. Bu riskler hastanın yaşına, kilosuna, sigara kullanımına, eşlik eden kalp, akciğer ve şeker hastalığına göre değişir. Kapalı yöntem büyük kesi gerektirmediği için yara enfeksiyonu riskini ve ameliyat sonrası ağrıyı genellikle azaltır; yine de hiçbir ameliyat risksiz sayılamaz. Aydınlatılmış onam sırasında sizin için geçerli olan riskler tek tek anlatılır.
Bu ameliyata özgü sorunların başında yutma güçlüğü gelir. Kısa süreli yutma güçlüğü sık görülür ve genellikle kendiliğinden geçer; sürekli yutma güçlüğü ise nadirdir ve gerektiğinde endoskopik genişletme ya da sargının gevşetilmesi gibi ek işlemler gerekebilir. Gaz şişkinliği, geğirememe ve kusamama, sargının doğal sonuçlarıdır; çoğu hasta zamanla uyum sağlar ama bazılarında uzun süre devam edebilir. Erken doyma ve geçici kilo kaybı da ilk aylarda beklenebilir.
Nüks, yani fıtığın yeniden ortaya çıkması, mide fıtığı cerrahisinin en çok konuşulan konusudur. Özellikle büyük ve paraözofageal fıtıklarda krus dikişlerinin zamanla gevşemesi, fıtığın küçük ya da büyük ölçüde tekrar etmesine yol açabilir. Radyolojik olarak görülen küçük nüksler çoğu zaman belirti vermez ve yeni bir ameliyat gerektirmez; belirti veren ya da büyüyen nükslerde ise yeniden değerlendirme yapılır. Kilo kontrolü, sigaradan uzak durma, ıkınma ve öksürüğün tedavisi nüks riskini azaltmaya yardım eder.
Nadir ama önemli riskler arasında yemek borusunun ya da midenin yaralanması, akciğer zarına gaz kaçması (pnömotoraks), dalak ya da karaciğer yaralanması, vagus sinirinin etkilenmesi ve yama kullanıldıysa yamaya bağlı sorunlar sayılabilir. Bu durumlarda ek müdahale ya da açık ameliyata geçiş gerekebilir. Sargının gevşemesi ya da kayması, reflü yakınmasının geri dönmesine yol açabilir; bazı hastalarda ameliyata rağmen zaman zaman ilaç gerekebilir. Bu nedenle ameliyat beklentilerinin gerçekçi kurulması, ameliyat sonrası memnuniyet açısından önemlidir.
Riski azaltan etkenler hastanın elinde de bulunur: sigarayı bırakmak, kiloyu kontrol altına almak, şeker hastalığını düzenlemek, kronik öksürük ve kabızlığı tedavi ettirmek ve ameliyat sonrası talimata uymak. Karar vermeden önce sorularınızı hekime sorun; riskleri, beklenen yararı ve ameliyat dışındaki seçenekleri birlikte tartın. Ameliyat bir zorunluluk olmadığı durumlarda, doğru bilgiyle verilen karar en güvenli karardır.
Özetle: İzmir dışından başvuranlar önce belgelerini iletir; muayene, yöntem ve tarih mümkünse aynı gelişte konuşulur. Hazırlık bulunduğunuz şehirde sürer, sonrası için yazılı talimat verilir ve acil durumda en yakın acil servise gidilir.
İzmir dışından başvuran hastalar için süreç, muayeneye gelmeden başlayabilir. Şikâyetinizi, daha önce yapılmış endoskopi, baryumlu film ya da tomografi raporlarınızı, kullandığınız ilaçların listesini ve varsa önceki ameliyat bilgilerinizi WhatsApp üzerinden iletebilirsiniz. Görüntüler ve raporlar önceden incelenirse muayene günü gereksiz tekrar tetkikler azalır; hangi tetkiklerin yeniden yapılması gerektiği önceden söylenebilir.
Muayene, yöntem ve ameliyat tarihi mümkünse aynı gelişte konuşulur; böylece yolculuk sayısı azalır. Ameliyattan önce yapılması gereken hazırlıklar (kilo kontrolü, sigaranın bırakılması, öksürük ve kabızlığın tedavisi, kan şekeri düzenlemesi) bulunduğunuz şehirde sürdürülür. Ameliyat gününe yakın dönemde yapılacak tahliller ve değerlendirmeler, size en yakın merkezde tamamlanabilecek şekilde düzenlenir.
Ameliyat sonrası için yara bakımı, beslenme programı, ilaçlar ve kısıtlamalar yazılı olarak verilir. Yaranız ya da yutma ve reflü yakınmalarınız için WhatsApp üzerinden hekimle iletişim kurabilirsiniz. Taburculuktan sonra uzun yolculuğa çıkma zamanı, ameliyatın türüne ve iyileşmeye göre hekim tarafından belirlenir; yolculuğu hekimin iznini almadan planlamayın. Kontrol muayenesi için tekrar gelmeniz gerekip gerekmediği de bu aşamada netleşir.
Acil bir belirti (ani şiddetli ağrı, kusamama, yutamama, kanlı kusma, nefes darlığı) yaşadığınızda bulunduğunuz yerdeki en yakın acil servise başvurmanız ve mide fıtığı ya da ameliyat bilgilerinizi oradaki hekime iletmeniz gerekir; ardından hekiminizle iletişime geçebilirsiniz. Hasta yakınları için de planlama yapılır: taburculuk günü, ilk günlerdeki yardım ihtiyacı ve yolculuk koşulları önceden konuşulursa süreç herkes için daha rahat geçer.
Şikâyetinizi, ilaçlarınızı ve varsa endoskopi ya da görüntüleme raporlarınızı iletirsiniz.
Şikâyet ve tetkikler değerlendirilir; yöntem, hastane ve tarih konuşulur.
Onarım yapılır; yazılı talimatla taburcu olunur, yolculuk için hekimin izni beklenir.
Kontrol muayenesi yapılır; yutma ve reflü yakınmaları için WhatsApp üzerinden de hekime ulaşabilirsiniz.
Muayenede en sık duyduğumuz soruları kısa cevaplarla topladık; kişiye özel karar muayenede verilir.
Mide fıtığı (hiatal herni), midenin bir kısmının diyaframdaki yemek borusu açıklığından (hiatus) göğüs boşluğuna kaymasıdır. Dışarıdan görünmez ve elle hissedilmez; yanma, ekşime, yutma güçlüğü ve yemek sonrası dolgunluk gibi şikâyetlere yol açabilir ya da hiç belirti vermeyebilir.
Göğüs kemiği arkasında yanma, ağıza ekşi su gelmesi, sık geğirme, yutma güçlüğü, yemek sonrası dolgunluk ve baskı, kronik öksürük ve ses kısıklığı başlıca belirtilerdir. Büyük fıtıkta yemek sonrası nefes darlığı ve kansızlık görülebilir. Birçok küçük fıtık hiç belirti vermez.
Şikâyet öyküsüyle şüphelenilir; kesin tanı üst sindirim sistemi endoskopisi, baryumlu yemek borusu-mide filmi ve gerektiğinde tomografi, manometri ve asit ölçümüyle konur. Fıtık karın muayenesinde elle belli olmaz.
Hayır. Kasık ya da göbek fıtığından farklı olarak mide fıtığı göğüs boşluğunun içinde kalır, deride şişlik yapmaz. Bu yüzden elle ya da gözle anlaşılmaz; endoskopi ve görüntüleme gerekir.
Evet. Hiatal herni, mide fıtığının tıbbi adıdır. Kayan (tip I) ve paraözofageal (tip II) olmak üzere başlıca iki ana türü vardır; karma ve mide dışı organların da çıktığı türler daha seyrektir.
Kolaylaştırır. Bileşke göğse çıkınca alt yemek borusu büzücüsü diyafram krusundan ayrılır ve His açısı genişler; reflü bariyeri zayıflar. Yine de reflü fıtık olmadan da görülebilir, fıtığı olan herkes de reflü yaşamaz.
Bazı kişilerde olabilir; göğse kayan mide diyaframı ve onu uyaran siniri (frenik sinir) tahriş ederek hıçkırığı tetikleyebilir. Ancak süren hıçkırığın başka nedenleri de çok olduğundan tek başına fıtık anlamına gelmez, muayene gerekir.
Önce tanıyı kesinleştirmek gerekir. Sonra fıtığın türüne ve şikâyete göre kilo kontrolü, küçük porsiyonlar, yatmadan önce yememe, ilaç ve gerekirse cerrahi onarım gibi basamaklı bir plan yapılır. Belirtisiz küçük fıtıkta çoğu zaman izlem yeterlidir.
Belirtisiz küçük fıtık çoğunlukla sorun çıkarmaz. Reflülü fıtıkta yemek borusunda iltihap, darlık ve Barrett özofagusu; büyük fıtıkta nefes darlığı, yutma güçlüğü ve kansızlık gelişebilir. Paraözofageal fıtıkta mide sıkışıp dönebilir, bu acil bir durumdur.
Hayır. Genişlemiş hiatus ilaçla ya da egzersizle kapanmaz. İlaç yalnızca asidi azaltır; yaşam tarzı düzenlemesi şikâyeti hafifletir ve büyümeyi yavaşlatabilir, ancak fıtığı ortadan kaldırmaz.
Genellikle hiatal herni onarımı (hiatoplasti) denir. Çoğu zaman krus dikişlerine ek olarak fundoplikasyon yapılır; en bilinen türü Nissen fundoplikasyondur. Ameliyat çoğunlukla kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılır.
İlaca yanıt vermeyen reflü, ilaçla kontrol edilemeyen regürjitasyon, yemek borusunda süren hasar, nedeni bulunamayan kansızlık, büyük fıtığa bağlı yutma güçlüğü ve nefes darlığı ve belirti veren paraözofageal fıtıkta ameliyat düşünülür. Karar tetkiklere dayanır.
Midenin üst kısmı olan fundusun yemek borusunun alt ucuna tam çevre sarılıp dikilmesidir. Böylece reflü bariyeri yeniden kurulur. Yemek borusu kası zayıfsa tam yerine kısmi sargı tercih edilebilir; seçim manometri ve muayeneye göre yapılır.
İlk günlerde sıvılar, sonra püre ve yumuşak gıdalar, daha sonra normal kıvamlı yiyecekler önerilir. Küçük porsiyonlar, yavaş yeme ve iyi çiğneme esastır; gazlı içecekler ve sert, kuru gıdalar ilk haftalarda önerilmez. Program hekim tarafından yazılı verilir.
İlk haftalarda geçici yutma güçlüğü sık görülür ve çoğunlukla kendiliğinden azalır. Giderek artan ya da hiç sıvı geçirmeyen yutma güçlüğü ve kusma kontrol gerektirir; gerektiğinde endoskopik genişletme gibi ek işlemler düşünülebilir.
Nüks mümkündür; özellikle büyük ve paraözofageal fıtıklarda krus dikişleri zamanla gevşeyebilir. Küçük nüksler çoğu zaman belirti vermez ve yeniden ameliyat gerektirmez. Kilo kontrolü, sigaradan uzak durma ve ıkınmanın azaltılması riski düşürür.
Genel cerrahi ve gastroenteroloji bölümleri değerlendirir. Endoskopi sıklıkla ortak yürütülür; ameliyat düşünülen, büyük ya da paraözofageal fıtıkta genel cerrahi uzmanıyla görüşmek planı netleştirir.
Şikâyetinizi ve varsa endoskopi, film ve tomografi raporlarınızı iletirsiniz. Muayene, yöntem ve tarih mümkünse aynı gelişte konuşulur; ameliyat sonrası için yazılı talimat verilir ve takip WhatsApp üzerinden sürdürülebilir.
Kısa bir sorunuz varsa ya da endoskopi ve görüntüleme raporlarınızı göndermek istiyorsanız formu doldurun; mesajınız WhatsApp'ta hazır açılır. Randevu talebi için sayfanın sonundaki adımlı formu kullanabilirsiniz.
Bu form acil durumlar için değildir. Acil bir durumda en yakın acil servise başvurun.
Mide fıtığı dışarıdan görünmez; karın duvarında bir şişlik fark ettiyseniz farklı bir fıtık söz konusu olabilir. Fıtık cerrahisi sayfasından türleri karşılaştırın; kesin ayrımı muayene yapar.
Ne görüyorsunuzKonuyu, yaşınızı ve size uygun zamanı seçin; tarih yazmanız gerekmez. Sizi arayıp muayene gününü birlikte netleştiririz.
0531 337 95 77Bu form acil durumlar için değildir. Acil bir durumda en yakın acil servise başvurun.
Yanma, yutma güçlüğü ya da yemek sonrası baskı yaşıyorsanız bunu kendi kendinize tanımlamayın; muayenede şikâyetin fıtık mı, reflü mü yoksa başka bir hastalık mı olduğu değerlendirilir. Birden başlayan şiddetli göğüs ya da üst karın ağrısı, kusamama ya da yutamama durumunda beklemeden acil servise başvurun.
Mide fıtığının türleri, belirtileri, tanı ve tedavi yaklaşımları SAGES ve ACG kılavuzları ile NHS ve NIDDK bilgilerine dayanan genel tıbbi bilgidir. Hiatal herni onarımının Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu'nun hizmetleri arasında yer aldığı bilgisi hekimin hizmetler listesine dayanır; yöntem ve sargı ayrıntıları genel tıbbi bilgidir. Kişiye özel karar muayenede verilir.